loading

Neden Regresyon Seansı Tercih Etmeliyim?

  • Anasayfa
  • Neden Regresyon Seansı Tercih Etmeliyim?

Neden Regresyon Seansı Tercih Etmeliyim?

  • İnsan hayatında problem yaratan konuların çözümüne genel yaklaşım, düşünce ve davranışların değiştirilmesine yöneliktir. Oysa o düşünce ve davranışları arka planda yöneten duygulardır. Fiziksel tepkileri ve mimikleri zihinle kontrol edip belli oranda baskılayarak yönetmek mümkün olsa bile, duyguları günlük zihinle kontrol etmek neredeyse olanaksızdır.
  • Regresyon seansında kişinin / bilincin odağı sorunu yaratan duyguya yönlendirilir. Problemin oluştuğu travmayı kişinin hayatında canlı tutan duygu, bir regresyon seansı ile zamandan, mekandan bağımsız gözlemlenip yeniden yapılandırıldığında “duygu dönüşür” ve problemin seyri değişir. Duygunun dönüşümü otomatik olarak düşünce ve davranışları etkiler. Bu etkileşim kişinin enerji alanında değişiklik yarattığı için, yaşamındaki olaylarda, kişilerde ve davranışlarında değişim olur. Hatta kişinin tekamülüne artık hizmet etmeyecek kişiler hayatından ayrılabilir.
  • Regresyon, negatif enerji yüklü duygu, düşünce ve davranışları dönüştüren bir tekniktir. Kişinin kendisinden ayrıştırdığı pozitif yönleriyle bütünleştirirken kişiyi güçlendirir. Regresyon seansı, kısır döngüler yaşatan sorunun kök nedenine ulaştırarak dönüşümü gerçekleştirir.

          Öneri:

Regresyon Kişiyi Nereye Geriletir? (Regresyonun Kelime Anlamı Geriye Götürmek, Kaynağa Götürmek)

  • Regresyon analizi, iki yada daha çok değişken arasında, biri bağımlı diğeri bağımsız değişkenli doğrusal ilişkinin fonksiyonunu ölçmek için kullanılır. İnsan yaşamında problem yaratan olayların değişkenleride benzer davranışlıdır. Örneğin; bilinçdışında mevcut travmatik çocukluk anısını tetikleyen bir olay yaşayan yetişkin, aynı anda yaşamakta olduğu olaydan bağımsız olarak çocuklukta yaşanan olaya tepki vermektedir. Yani çocukluk travmasının yarattığı izler, yetişkinin yaşamakta olduğu olaydan bağımsız olarak hüküm sürmeye başlar. C. G. Jung’un söylediği gibi “Bilinç ile bilinçdışı arasında sürekli bir yer değiştirme söz konusudur ve aralarında belirgin bir ayrım yoktur” Travma yaratmış olan bu çocukluk anısına regresyon uygulandığında yetişkin yaşın odağı sadece andaki olay olacaktır.
  • Tetiklenen bu travmatik anılar, geçmiş yaşamlarla, ataların anılarıyla ve etkileşime girilen kolektif alan enerjileriyle bağlantılı da olabilirler. Bilinçli farkındalık sorunun kökenini bilemez, bildiği durumlarda ise çözümleyemez. Bilinçdışı ise her şeyi kaydeder ve hatırlar doğru sorular sorulduğunda onları koşulsuz bir şekilde yüzeye çıkarır. Regresyon seansı kişiyi, sorunu yaratan anı her neredeyse oluştuğu yere, sorunun kökenine, kaynağına dönüştürmek üzere geri götürür.

Döngüler Ve Tekrarlar Yaşatan, Hayatı Sabote Eden Bu Problemlerin Kaynağı Nerededir?

  •  Anılar ve deneyimlerde
    -Çocukluk/yetişkinlik/yaşamın herhangi bir evresinde,
    -Anne karnı anıları ve doğum anı etkileri,
    -Anne, baba ve ataların deneyimlerinden aktarımlar,
    -Geçmiş yaşam anıları, travmaları (Okült bakış açısından)
    -Bilinçdışının metaforik öyküleri (Psikoloji bakış açısından)
  • Arketiplerin içsel temsillerinde
  • Benzer duygular sebebiyle rezonansa girilen kolektif alan enerjilerinde.
  • Dünya dışı enerji bağlantılarında

Regresyon Seansının Hedeflediği Dönüşüm Nasıl Gerçekleşir?

  • Nedenine anlam verilemeyen tüm yaşamsal olguların / problemlerin kökeninde geçmişte yaşanan her türlü travmatik anı, çözümlenmemiş içsel çatışmalar yer alır. Bilinçdışının travmalara reaksiyonu bilincin reaksiyonundan farklıdır. Kişiyi büyük oranda bilinçdışının komutları yönetir. Dolayısıyla travma yaratan geçmişin olumsuz izleri bilinçle çözülemeyen sorunlar şeklini alır. Bunlar tekrar eden olaylar, döngüler, pozisyonlar, karakterler, nedeni tıbben açıklanamayan fiziksel sorunlar, öfke patlamaları, rahatsızlık yaratan duygu durumları, ilişki sorunları, finans problemleri vb gibidirler.
  • Kişiye travma yaşatmış olayın duygusu, hayat içinde döngüler yaşatan benzer olaylarla kendisini canlı tutar. Seanslar travma yaratan olaylara, kişilere, durumlara verilmiş sağlıksız anlamları değiştirerek, döngülerin içinde istem dışı hareket eden duyguyu dönüştürmeyi hedefler. Çünkü anlam değişince algı değişir ve böylece duygu da değişir. Değişen duygular davranışlara yansır. Regresyon duyguları bu mekanizmayla dönüştürür.

“Birçok davranışımız bilinçaltı tarafından belirlenir” Milton H. Erickson
“Problemi yaratan da çözen de bilinçaltıdır” Milton H. Erickson

Öneri:

Regresyon Seansının Dönüşüm Gerçekleştirmesinin Rasyonel Bir Açıklaması Var Mıdır?

“Titreşimleri duyularımızla algılayabileceğimiz şekilde indirgenen enerjiye madde deriz. Madde diye bir şey yoktur” Albert Einstein
“Eğer evrenin sırrını bulmak istiyorsan, enerji, frekans ve titreşim açısından düşünmelisin” –Nikola Tesla

  • Evrenin sadece klasik fizikle anlaşılamayacağı gerçeği ile dikkatleri Kuantum fiziğine toplayan Çift yarık deneyi; gözlem yapan bir gözlemcinin (bilincin), maddenin temel parçacıklarından biri olan elektronun hareketini değiştirdiğini gözler önüne serdikten sonra insan bilinci ile kozmoz arasındaki bağlantı netleşmiştir. Bilinç bir noktaya yöneltilmişse orada gözlem başlar. Gözlem devreye girmişse gözlemlenen elektronun/maddenin/enerjinin davranışı değişir dağınık değil doğrusal davranış gösterir. Yani gözlem gerçekliği oluşturur. Evreni tezahür ettiren, olasılıkları gerçekliğe taşıyan bilinçtir ve zamandan mekandan bağımsızdır. Her hangi bir zamanda ve mekanda oluşan duygu düşünce ve davranışa o zaman ve mekandan bağımsız olarak gözlem yapıldığında tezahürde/gerçeklikte değişim dönüşüm başlar. Regresyon duyguları, hisleri, düşünceleri dolayısıyla davranışları aynı mantıkla dönüştüren bir tekniktir.
  • Evrende her şey belli bir frekansta titreşen enerjidir. Her madde enerjiden ibarettir. Beden, sürekli titreşen enerjinin kütlesel kısmıdır. Aura denilen enerjetik alan madde beden dışına doğru dağılan ve Kirlian Fotoğrafçılığıyla görüntülenebilen beden kütlesinin süptil kısmıdır. Doğu tıbbı, Çin tıbbı ve öğretilerinde adı geçen 7 çakra, bu enerjetik alanın bedenle irtibat merkezleridir. Duygular, düşünceler ve sözlerde titreşimdir dolayısıyla enerjiyle yüklüdür. Depresif duygular, duygu durum bozuklukları gibi her türlü problem önce bedenin daha süptil enerji alanı olan bu kısmında gerçekleşir ve sonra madde bedene nükseder. Beden, zihin ve ruhu birbirinden ayıramayız, her biri maddeleşmiş enerji kütlesini oluşturan parçalarıdır. Ve dolayısıyla herhangi birinde gerçekleşen dönüşüm bir diğerini de dönüştürecektir. Somatik alanda olmayan hiçbir problem bedende kendini gösteremez.
  • Eski Çin, eski Mısır ve Osmanlı döneminde temeli İslami tıp geleneğine dayanan, sesler ve renklerle iyileştirme yöntemleri aurayı, çok daha geniş kapsamlı ifadesiyle somatik alanı hedeflemiştir. İzmir Bergama’da bulunan Pergamon Antik kenti (MÖ 282-133) kalıntılarında bu yöntemlerin somut izlerine rastlanmaktadır. Bilinç farklılaşması/trans yaratan yada bilinci belli bir frekans seviyesine getirmek için kullanılan tüm enstrüman vuruşları (Şaman davulu, ses frekans çanakları vs) zihni bu tireşime uyumlamak içindir. Dünyanın kalp atışı olarak ifade edilen 7.83 Hertz Schumann Rezonansı dünyanın ölçülebilmiş titreşimidir. Dünya ananın kalbine yönlendirmesiyle yapılan meditatif çalışmalar, dikkati/bilinci bu yöne odakladığı için kişi dünyanın titreşimine uyumlanır çünkü insan bedeninin frekansı aynı rezonansla uyumludur.
  • Pozitif veya negatif enerji yüklü duygu, düşünce ve hatta sözlerin hayata yansımaları, zihnin durumu nitelendirdiği seviyeden gerçekleşir. Ve insan duygudan ibaret olmadığının sürekli idrak düzeyinde kalamadığı için, duygularıyla titreşir. Oysa insan duygunun çok ötesinde bir varlığa sahiptir. Kendini dışarıdan gözlemleyerek anda kalma yetisine erişen bir kişi duygudan ibaret olmadığının farkındalığını yakalar. Ancak zihin o kadar güçlü bir perdedir ki, kişi kendisinden ve kendini ele geçiren duygulardan bilinçli zihniyle ayrışamaz ve nihayetinde duygular kişiyi yönetir. Bireysel yaşamda sorun yaratan duyguya, anıya, regresyon uygulandığında, yani bilinç oraya yöneltildiğinde problemi oluşturan travma ve onu tutan duygu, zaman ve mekandan bağımsız gözlemlenerek yeniden yapılandırıldığında, somatik alandaki enerjisi farklı seyir göstermeye başlar ve dahası “duygu dönüşür” Regresyon, negatif enerji yüklü duygu, düşünce ve davranışları dönüştüren ve de kişinin kendinden ayrıştırdığı pozitif yönleriyle bütünleştiren bir tekniktir. Travmaların yarattığı duygular çocuklukta olabileceği gibi yaşamın her evresinde hissedilmiş olabilir.

Öneri: